wordpress-kurulumu

WordPress Kurulumu

Her bilgi seviyesinden kullanıcıya hitap edebilecek kadar basit bir kullanıma sahip olan WordPress (WP), “tamamen açık kaynaklı” yazılımı ile günümüzün dijital dünyasında açık ara en çok kullanılan bireysel yayın sistemidir. Google örümceklerin çok sevdiği WP, sitenin hızlı bir biçimde indexlenmesini ve sayfaların asgari sürede açılmasını sağladığı için SEO açısından da en cazip tercihtir. Kolay ve hızlı kullanımı nedeniyle bu denli popüler olan WP ile yeni tanışanlar çoğu zaman kurulum konusunda sıkıntı yaşamakta ve WordPress kurulumuyla alakalı sorularına çeşitli mecralarda yanıt aramakta. Ekibimizin SEO Danışmanı olan Çağdaş Akagündüz tarafından hazırlanan video, WordPress’in sunduğu işlevsel kullanım imkanlarından faydalanmak isteyenlere kurulumun nasıl birkaç dakika içinde kolayca yapılabileceğini gösteriyor.

Videoda da görüldüğü üzere kurulumun ilk aşamasında WordPress’in kendi sitesinde paylaşıma sunduğu son WP versiyonunu indirmek gerekiyor. Birkaç megabaytlık güncel WP sürümünün indirilmesinin ardından kuruluma geçilmesi içinse ilk olarak sistemin sunucuya aktarılması gerekmekte. Bunun için videoda kullanılan FTP programı haricinde birçok farklı uygulamadan faydalanmanız mümkün. Basit yazılımlar olan FTP programlarının büyük bölümü aynı amaca hizmet ettiğinden, videodaki FTP yazılımının kullanılması elzem değildir. MySQL database oluşturmak ve bu database’i kullanmak için bir kullanıcı hesabı yaratmakla WP kurulumuna devam edin. Göreceğiniz üzere dakikaların dahi uzun kalacağı bu database ve kullanıcı hesabı oluşturma işlemi sadece el oyalayan, herkes tarafından yapılabilecek kadar basit bir iştir. Kuruluma geçmeden önce her şeyin hazır olması içinse yapılacak son bir şey kalıyor; oluşturulan database kullanıcı hesabını sisteme eklemek. Tek tıkla bu işi de hallettikten sonra sunucuya upload edilen yani yüklenen WP sisteminin kuruluma geçin.

WP sistem dosyalarının sunucunuza yüklenmesinin ardından size sıcak bir karşılamayla merhaba diyen WordPress, yalnızca yönergeleri takip ederek kurulum işlemini son derece kısa bir süre içinde tamamlamanızı sağlıyor. Veri tabanı adı, kullanıcı adı ve parola girerek devam ettiğiniz WP kurulumunda şayet aynı sunucuda birden fazla WordPress kurulumu yapacaksanız “tablo ön eki” bölümüne yeni bir değer vermeyi unutmayın. Eğer çalıştığınız Hosting firmasının sunucusuna tek bir WordPress kurulumu yapacaksanız, tablo ön eki değerini olduğu gibi bırakabilirsiniz. Veritabanı sunucusu değeriyle ilgili çalıştığınız Hosting firmasıyla iletişime geçmenizde, videoda da bahsedildiği üzere fayda var. Evet, işte her şey bu kadar basit!

WordPress kurulumunu tamamladıktan sonra karşınıza gelen ekranda; sitenizin başlığını, WP sistemine erişim sağlamak için kullanacağınız kullanıcı adı ve parolayı yazarak devam edin. Bu bölümde doldurulan tüm bölümleri daha sonra istendiğiniz zaman değiştirebilmeniz mümkündür. Ayrıca arama motorlarının sitenizi indexlemesi için “gizlilik” bölümüne dokunmadan geçmeyi de atlamayın. Kurulumun ardından artık yarattığınız kullanıcı hesabıyla WP sistemine giriş yapabilir, videoda önemi bilhassa belirtilen ayarları yaptıktan sonra hemen yayına başlayabilirsiniz.

google-algoritması

Algoritma Güncellemeleri ve SEO Stratejileri

Google’ın meşhur arama motoru algoritmasını güncellemesinin ardından artık bir klasik olarak dalgalanmalar yaşandı ve aranan kelimelerin arama hacmi fark etmeksizin bu dalgalanmalar bazı web sitelerinin değil ilk sayfadan, “ilk on sayfadan” yok olmasına sebep oldu. Bu kısa zaman dilimi içerisinde tüm webmasterlar, firma sahipleri ve dijital pazarlamacılar web sitelerinin nereye kaybolduğundan ziyade; yeni algoritmanın neden kendi sitesine ceza kestiğini merak etti. Kimi web siteleri bu kısa süreli dalgalanmanın ardından Google sıralamalarına daha iyi veya daha kötü bir pozisyonda geri dönerken, maalesef bazılarının web sitelerininse yerinde yeller esmeye devam ediyor. İlk günlerde hakkında çoğu SEO uzmanının ve webmasterın neredeyse hiçbir şey bilmediği algoritmayla ilgili ortada ancak şehir efsaneleri dönerken, haftaların ardından yeni metodolojiler hakkında çok daha fazla bilgi ortaya çıktı. Aslında çoğu insanın düşündüğü gibi ortadan “algoritma” denen ve yüzlerce sayfa uzunluğunda dev bir tam matematik formülünü bulunmuyor. Bu herkesin dilinde olan algoritma aslında Google’ın canı istediğinde paylaştığı ve bir nevi yekpare kod blokları olarak isimlendirilebilecek “algoritma kırıntılarıdır”. Aslında Google ana algoritmanın devamlı olarak güncellendiğini dile getirmekte. Öyle ki, Google yalnızca 2012 yılında 665 algoritma güncellemesi yaptığını doğruladı. Yani net bir şekilde söylenebilecek, sadece birkaç satırlık kod değişikliğinden çok daha fazlası oldu ve hala da olmaya devam ediyor. Küçük büyük fark etmeden tüm bu değişimin SEO ile uzaktan ya da yakından ilgilenenler açısından önemi ise ayakta kalmak için “değişime” ayak uydurulmasının gerektiği…

 

Google’ın İnternet İndexi google-index

Google’ın algoritmasının temelinde, dünya genelindeki bütün web sitelerinin indexlenmesi yer alıyor. Zira bu index alma aşaması algoritmaya da veri girişi (input) yapılması manasına geliyor ki, çıktı (output) ise algoritma tarafından alınan verinin işlenmesi neticesinde oluşan arama motoru sonuçları oluyor. SEO kavramının devreye girdiği bölüm ise Google’ın algoritmasının web sitelerinden edindiği veriyi işleyerek çıktı yani arama motoru sonuçlarını oluşturduğu aşamada değil, girdi aşamasından başlayarak devreye giriyor. Bir başka ifadeyle algoritma web sitesinin indexini alırken ne görürse, veri çıktısı da ona göre şekilleniyor. Google aramalarında istediği sıralara çıkmak veya mevcut sırasını korumak isteyenlerin ise Google örümceklerine mümkün olduğunca yardımcı olması yani istenen çıktının alınmasını sağlayacak girdiyi sunması gerekiyor. Bu çok basitmiş gibi görünen işlem trafiği, arama sonuçlarının şekillenişinin de belkemiğini oluşturmakta. Bir web sitesi olarak Google algoritmasının içine balıklama dalan web siteleri, “bir şeyler olduktan sonra” dışarı arama sonucu veri çıktısı olarak yeniden ortaya çıkıyor. Söylerken çok basit olsa da, şüphesiz SEO bu kadar basit bir iş olmanın bir hayli uzağında… Ancak burada yine de Google algoritmasına web sitesinin indexini alırken mümkün olduğunca kolaylık sunmanın, Google sıralamalarında arzu edilen kelimelerde yükselmek için SEO adına yapılabilecek en önemli site içi çalışmalardan biri olduğunun da altını çiziyorum.

 

Algoritmanın Esas Aldığı Etken Faktörlergoogle-seo

Google algoritması aslında “hayal gücünün sınırlarını bir hayli esnetecek” biçimde kompleks bir yapı. Web sitelerinin indexlenmesi ile algoritmaya gelen veri girdileri de kesin sınırları olan, dosdoğru şematik yapılara sahip değil. Her şeyin ötesinde, index bilgisinin dağıtılması için bile Google “her biri küçük bir kent olan” düzinelerce veri merkezi (Data Center) kurmuş durumda. Dünya üzerinde bugüne kadar yapılmış en gelişmiş ve en etkileyici fiber optik ağına sahip olan bu veri merkezleri, tüm internet ağına ve birbirine bu gelişmiş kelimesinin dahi yetersiz kaldığı fiber altyapı sistemiyle bağlı. İndex olarak betimlenen veri girdileri yüzlerce farklı veri bulutundan ve bu bulutların da her biri onlarca kişi tarafından yazılan devasa yazılımdan oluşuyor. Şayet bu veri merkezleri ve index veri girdisinin oluşturulmasında görev alan yazılımlardan daha da detaylı bahsetmeye çalışırsam, birkaç paragrafın açıklama yapmaya yeterli olmayacağını düşünüyorum. Ayrıca bu denli detaylı bir bilgiye sahip olmanın SEO açısından avantaj sağlaması gibi bir durum da söz konusu olmadığı için bu bölümü mümkün olduğunca kısa geçiyorum. Bilindiği üzere söz konusu algoritmanın veri çıktısı oluşturması olduğunda tek etken unsur index verileri de değil. Linkler, dijital kimliklerin güvenilirliği, sosyal medya etkinliği, yerel ağlar, kullanıcı geribildirimleri (feedback), içerik yayınlayıcının güvenilirliği, yayınlanan içeriğin kalitesi, web sitelerinin tasarımı, paylaşım ağlarının (ki bunların başında Google+ geliyor) etkin kullanımı diğer etken unsurların sadece birkaçı…

 

Güncellenen Algoritma ve Uyumlulukgoogle-algoritma-güncellemesi

Algoritmanın veri çıktısı yani arama sonucu sıralamalarını oluştururken değerlendirdiği bütün bu etken faktörleri fiziksel bilgi olarak kavramsallaştırmaksa, Google dışındaki kişilerin pek de kolay bir biçimde yapabileceği bir işmiş gibi görünmüyor. Bunun için yapılan açıklamaların yakından takip edilmesi ve deyim yerindeyse ağzının içine bakılan Matt Cutts gibi bireylerin açıklamalarının doğru şekilde analiz edilmesi, sürekli değişen algoritmayla uyumlu SEO çalışmalarına imza atmak için oldukça önemli. Ülkemizde yüzlerce webmasterın adeta “takıntılı” olduğu Page Rank, Google algoritmasının önem verdiği konulardan biri olmasına rağmen bunun da onlarca etken faktörden sadece biri olduğunun unutulmaması gerekiyor. Hatta yeni algoritma güncellemesinin ardından web sitelerinin Page Rank değerlerinin etkinliğinin boyutuyla ilgili Google Plus topluluklarında ve SEO forumlarında çok ciddi tartışmalar yaşanıyor. Aynı şekilde etkili ve çabuk geribildirim alınabilecek bir SEO çalışmasının sadece backlinklere odaklanması da onlarca etken unsurun yalnızca biri üzerine oynanması manasına geliyor. Açıkça ifade edebilirim ki, bugünün ve geleceğin SEO dünyasında tek tarafa abanarak Google sıralamalarında istenen sonuca yükselmek, edinilen pozisyonun da kalıcı olmasını sağlamak mümkün değil. Google web sitesinin ilgili sayfa ya da sayfalarını yapılan aramayla eşleştirirken tek bir noktaya odaklanmadığı gibi, geçen zamanla birlikte etken bir faktör olarak değerlendirilen unsurların sayısı da sürekli olarak artıyor. Yani Google web sitesinin çok yönlü bir çalışma içerisinde olmasını ve internet sunduğu pozitif etkileşim imkanından da azami şekilde istifade etmesini istiyor.

Tüm bunların SEO açısından önemi ise “geniş bir perspektiften bakarak, uzun vadeli ve güncel planlamalar” yapılmasının artık elzem olduğudur. Geçmişte uygulanan SEO stratejilerinin esas aldığı bazı noktalar günümüzün yeni nesil Google algoritması tarafından hala önemseniyor olsa da, bu unsurların etkinliği ve veri çıktısının şekillenmesindeki değeri günden güne değişiyor. Backlink odaklı içerik çalışmaları, geçmişten günümüze önemi bulunan ancak yeni algoritma güncellemesinin ardından veri çıktısına yaptığı katkı azalan unsurlardan biri olarak görülüyor. Madalyonun diğer tarafın da yer alan sosyal medya araçlarının etkin kullanımı ise geçmişte de SEO açısından önemli olan lakin yeni güncelleme sonrasında önemini “kat ve kat” arttıran etken faktörler arasında yer alıyor. Bu nedenle tek yöne odaklanarak web sitesinin bütün SEO stratejisini bir tek ayağa yükleyenlerin, küçük bir algoritma güncellemesinin ardından sallanmaya başlaması kaçınılmaz hale geliyor.

google-penguen-güncellemesi

Google Güncellemesi Sonrası SEO

Google’ın algoritma güncellemesine gitmesiyle birlikte neredeyse tüm webmasterları ve site sahipleri ciddi bir korku alırken, yeni algoritmayla birlikte herkes web sitesinin arama sonuçlarında hangi sıralarda yer aldığını araştırmaya koyuldu. Köklü bir değişim olarak şuan itibarıyla dünya genelinde Google üzerinden yapılan aramaların %90’ında kullanılan algoritma, geleceğin internet dünyasına uyum sağlamayı hedefleyen önemli bir geçiş sürecinin başlangıcı. Mobil teknoloji sayesinde insanların Google aramalarını sesli olarak yapması algoritmanın da dil kullanımının kompleks yapısına yanıt verebilecek özelliklere sahip olmasını gerektirirken, bir yandan da insanların arama alışkanlıklarının değişimi bu güncellemenin kaçınılmaz hale gelmesine neden oldu. Kısa terimlerle yapılan aramalarda birçok kullanıcının aradığı içeriğe ulaşamadığını ve daha uzun arama terimleriyle yeniden arama yaptığını fark eden Google, yeni algoritmasıyla anahtar kelimeye endeksli backlink çalışmalarının da adeta tarih olmasına neden oldu. Geleceğin SEO çalışmalarını bugünden şekillendirmeye başlayan yeni algoritmayla birlikte Google sorgularında üst sıralarda yer almak isteyen web sitelerinin kendini yepyeni bir döneme hazırlaması gerekiyor.

 

Anahtar Kelimeler ve Sıralama Mantığıgoogle-logo

Uzun zaman boyunca uzun anahtar kelimeler (Long Tail Keywords) dijital pazarlamacılar ve özellikle de SEO hizmeti veren firma ya da kişiler için düşük arama hacimleri nedeniyle önemsiz ayrıntılarken, Google’ın yeni algoritmasıyla birlikte tüm bu algı değişiyor. Google üzerinden yapılan aramalarda kullanıcıların ne derece kompleks terimler kullanırsa doğru orantılı olarak daha kaliteli içeriğe ulaşmasını hedefleyen Google, yeni algoritmasını da oldukça kompleks arama terimlerini algılayabilecek ve bu doğrultuda en tutarlı sonuçları sunabilecek şekilde geliştirdi. Ayrıca Google uzun süre boyunca yaptığı incelemelerde arama motoru kullanıcılarının karşısında yapay bir zeka varmışçasına doğrudan soru yönelterek arama yaptığını ve Google’dan öneriler talep ettiğini gördü. Bu da yeni algoritmanın oldukça uzun soru cümlelerine başarılı bir biçimde yanıt verebilecek kadar kompleks bir yapıya sahip olmasını sağladı. Kullanıcıların daha tutarlı sonuçlara ulaşması için daha uzun arama terimleri kullanmasını tavsiye eden Google, algoritma güncellemesiyle birlikte SEO ve pazarlama odaklı tüm stratejilerin de değişmesine neden oldu. Çoğu zaman birkaç kelimelik aramalarla birbirinden son derece ilgisiz web sitelerini üst sıralarda görebilen kullanıcıların bu durumdan şikayet etmesi üzerine Google da algoritmasının çoklu kelime kullanımına endekslemeye başladı. Bu doğrultuda yapılan kompleks bir aramada algoritma artık mümkün olduğunca fazla verinin bulunduğu içeriklere öncelik verirken, bu doğrultuda sıralama mantığını da “içerik sağlayıcının güvenilirliği” üzerine kurguladı. Yayıncının internet kaynakları ne derece verimli kullanabildiği ve paylaşımlarının kullanıcılar tarafından ne derece takip edildiği, yeni algoritma için web sitesinin güvenilir derecesi belirlerken temel referanslar oluyor.

 

Web Sitelerinin Güvenilirliğigoogle-site-güvenliği

Yeni algoritmanın uzun arama terimlerine dahi oldukça tutarlı sonuçlar sunabilmesinin hedeflenmesi üzerine Google web sitelerinin tutarlılığının belirlenmesindeki mantığı da ciddi manada değiştirdi. Bu doğrultuda içerik yayıncısının sosyal medyadaki etkinliği büyük önem kazanırken, web sitesinden çıkan linkler ile internet kullanıcılarından alınan geribildirimler (feedback) arasındaki denge daha da önemli hale geldi. Sosyal medyanın aktif bir biçimde kullanılması dendiğinde sürekli olarak Facebook ve Twitter hesaplarından paylaşım yapmak akla gelse de, yapılan paylaşımlardan pozitif geribildirim alınamaması halinde algoritmanın web sitesine ceza kesmesi de mümkün. Zira sürekli olarak gerek yayınladığı içerikteki belirli anahtar kelimelerden gerekse de sosyal medya araçlarından sürekli olarak link paylaşımı yapan web sitelerinin paylaşımı arttıkça, internet kullanıcılarından aldığı geribildirimin de artması gerekiyor. Aksi olması durumunda yeni algoritma, bu tür adeta kendi kendine link paylaşan sitelere faturayı arama sonuçlarında kesiyor. Web sitelerinin sosyal medya araçlarındaki paylaşımlarının ne derece beğenildiği, bu paylaşımlarla alakalı yapılan tartışmalar, sosyal medya kullanıcılarının web sitesinin yayınlarını kendi çevresiyle paylaşması gibi unsurlar yeni algoritmada üst sıralarda yer almak isteyen bütün web sitelerinin bilhassa dikkat etmesi gereken unsurlar haline geldi. Sosyal medyanın geçmiş dönemde de SEO odaklı çalışmaları pozitif yönlü etkisi bulunduğu bilinse de, bu güncelleme ile bu etkinin boyutu çok daha gelişti. Ayrıca içerik yayıncılarının sadece metin yayınlaması ve bu metinlerden ilgili domainlere link çıkması da artık yeni algoritma için yeterli olmamakta, başta Youtube olmak üzere görsel etkileşim kanallarından da olumlu geribildirim almak için kapsamlı çalışmalar yapılması gerekmekte.

 

SEO Çalışmalarının Merkezi Google Plus google-plus

Yeni algoritma, web sitelerinin güvenilirliğini derecelendirirken artık yayıncının dijital kimlik kartı manasına gelen Google Plus hesaplarının yönetimini de ciddi derece önemsiyor. Ülkemizde birçok internet kullanıcısının hala bir Google+ hesabı bulunmamakta, çoğu tüzel ve gerçek kişi ise var olan hesaplarıyla pek fazla ilgilenmemekte. Ancak yeni algoritmanın devreye girmesinin ardından kendisini ilgilendiren Google aramalarında üst sıralarda yer bulmak isteyen herkesin artık Google+ hesaplarını etkin biçimde kullanması gerekiyor. Tıpkı söz konusu sosyal medya olduğunda yeni algoritma geribildirime önem verirken, Google Plus hesaplarının da kullanıcı etkileşimi azami düzeye çıkarak şekilde kullanılmasını istiyor. Bu doğrultuda içerik yayıncısının sürekli olarak Google Plus hesabından link paylaşımı yapması ancak bu paylaşımlar hakkında yorum yapılmaması, çok az kullanıcının paylaşımları +1’lemesi, web sitesinin içeriğinin kullanıcılar tarafından paylaşılmaması negatif yönlü bir etkiye sebep oluyor. Google dünya genelinde 15. yaşına istinaden devreye soktuğu bu yeni algoritmasıyla birlikte Google Plus markasının dijital dünyadaki öneminin daha da artmasını sağladı. Zaten dünya devi markanın Google+ uygulamasından hemen vazgeçeceği ve popüler olmadığı diye hesapların aramalar üzerindeki etkinliğini azaltacağını düşünmek abesle iştigal olurdu. Nitekim yeni algoritma için Google Plus hesapları, “arama sonuçlarının iyileştirilmesi” için başvurulan temel kaynaklardan birine dönüşüyor. İçerik yayıncısının Google+ hesabında yaptığı paylaşımların kaç kişi tarafından +1’lendiği, bu paylaşımların ne boyutta tartışmalara neden olduğu, kullanıcıların web sitesinin paylaşımlarını kendi sosyal çevresiyle paylaşması arama sonuçlarını da ciddi derecede etkiliyor. Ancak yeni algoritma bunlar dışında web sitelerinin Google Plus gruplarındaki üyeliklerini, bu gruplardaki tartışmalarda ne derece faal olduğunu, grup üyelerinin yönelttiği sorularla ilgilenerek faydalı cevaplar yazıp yazmadığını dahi önemsiyor. Yani Google Plus profillerinin etkin kullanımından bahsedilirken, gerçek anlamda hesap sakinlerinin aktif olmasını istiyor. Etkinlik artıkça ve en önemlisi de bu artışla paralel olarak geribildirim alındıkça, algoritmanın bir güvenilirlik referansı olarak başvurduğu Google Plus hesabı da web sitesinin Google sıralamalarında ciddi derece yükselmesine yardımcı oluyor.

 

Tüm bu değişimlerin ardından SEO çalışmalarında kullanıcıların arama terimlerini hangi maksatla kullandığının doğru şekilde saptanması ve bu doğrultuda içerik üretilmesinin de önemi artıyor. Ayrıca Google Plus, Youtube, Facebook, Twitter ve diğer popüler araçların da geribildirim esasına bağlı olarak kullanılmaması durumunda web sitelerinin özellikle yoğun rekabet yaşanan kelimelerde üst sıralarda yer alması mümkün değilmiş gibi görünüyor.

google-plus-logo

Arama Sonuçlarının İyileştirilmesinde Google+ Etkisi

Beklenen algoritma değişiminin ardından Penguen artık web sitelerinin ve yayınladıkları içeriğin kalitesini belirlemek için eskiye nazaran çok daha fazla referans noktasına başvurmakta, geçmişte dikkate alınan referansların sıralamalara olan etkisi de değişmekte. Google daha önce birçok kez internet kullanıcının dijital nüfuz cüzdanı olarak gördüğü Google Plus’tan kolay kolay vazgeçmeyeceğini söylemiş olsa da, yeni algoritmaya kadar çoğu webmaster Google+ hesaplarının etkin şekilde yönetimine fazla önem vermiyordu. Nitekim ülkemizde hala çoğu internet kullanıcısının bir Google+ hesabı bulunmazken, en az bir o kadar kişi de var olan Google+ hesabıyla fazla ilgilenmiyor. Oysa Google Penguen 2.1 güncellemesinin ardından arama motoru içerik kalitesini ve dolayısıyla bu içeriğin yayınlandığı web sitesinin kalitesini belirlemede, Google Plus hesaplarındaki aktiviteyi dikkate alıyor. Google, Google+ hesaplarının “arama sonuçlarının iyileştirilmesinde başvurulan temel bir referans noktası” olduğunun altını çiziyor. Buysa Penguen 2.1 güncellemesinin ardından yayınlanan içeriğin arama motoru tarafından kaliteli olarak kabul edilmesi için mutlaka ama mutlaka Google+ hesaplarının etkin bir şekilde kullanılması gerektiği anlamına geliyor.

 

+1’ler Arama Sonuçlarının İyileştirilmesinde Doğrudan Etkiligoogle-plus-logo

Google Plus kullanıcıları ve SEO ile uzaktan veya yakından ilgilenen herkesin aklında uzunca bir süredir, +l’lerin Google aramalarıyla ne derecede ilişkili olduğunda dair soru işaretleri bulunuyordu. Bu soru işaretlerine yeni güncellemeden sonra bir açıklık getirmek gerekirse, yapılan çalışmalarla Google+ hesabı üzerinden yapılan paylaşımların +1’lenme oranı ile Google sorgularındaki sıralama arasında yakın bir ilişki bulunduğu şüpheye yer vermeyecek biçimde ortaya çıktı. Dolayısı ile artık Google+ hesabı üzerinden yapılan herhangi bir içerik veya link paylaşımının kaç kişi tarafından +1’lendiğinin arama sonuçlarının iyileştirilmesi üzerinde olumlu bir etkiye sahip olup olmadığının değil, bu etkinin hangi boyutta olduğunun tartışılması gerekiyor. Pengueni memnun etmek isteyen web sitelerinin artık kesinlikle Google Plus hesaplarını etkin bir biçimde yönetmeye odaklanması gerekiyor. Google+ hesaplarındaki etkinliğin sosyal medya araçlarını faal bir biçimde kullanmakla eşdeğer düzeyde önemli olduğunu söyleyenler bulunmasına rağmen en azından şuan için Google Plus’ın SEO çalışmalarına hangi yüzdeyle etki ettiğini söylemek mümkün değilmiş gibi görünüyor. Son günlerde arama motoru optimizasyonuyla ilişkili Google+ topluluklarında bu konuda binlerce farklı tartışma konusu açılmakta ve bu tartışmalara yapılan yorumlar incelendiğinde tanınmış sitelerle çalışan yabancı SEO uzmanlarının dahi söz konusu etkinlik yüzdesi olduğunda farklı görüşlere sahip olduğu görülmekte. Ancak yine de herkesin fikir birliğine vardığı noktaysa, artık Google+ hesabını aktif bir biçimde kullanmayan web sitelerinin uzun vadede Google aramalarında üst sıralarda yer bulmasının çok daha zor olacağı yönünde.

 

Google+ Hesaplarının Etkin Kullanımıgoogle-plus

Penguen artık Google sorgularında “uzun vadeli” olarak kendine üst sıralarda yer bulmak isteyen web sitelerinin Google+ hesaplarını etkin bir şekilde kullanmasını istese de, tam da bu aşamada Google Plus hesabındaki etkinliğe dikkat edilmesi gerekiyor. Zira durmaksızın Google+ hesabı üzerinden içerik ve link paylaşan web sitelerinden yaptığı paylaşımla doğru oranda pozitif yönlü geribildirim (feedback) alması isteniyor. Yani Google+ hesabının etkili bir biçimde kullanılmasının sürekli olarak paylaşım yapmak olduğunun zannedilmesi ve bu paylaşımların da beklenen geribildirimleri almaması, web sitesinin etkili bir SEO çalışması yapmak isterken bizzat kendi bindiği dalı kesmesi anlamına gelebilir. Google+ hesabı üzerinden her gün onlarca değil, haftada sadece tek bir tane dahi paylaşım yapan bir web sitesinin yaptığı bu paylaşımın yüzlerce kullanıcı tarafından +1’lenmesi ve paylaşıma yüzlerce yorum yapılması halinde arama sonuçlarında hızla yükselmesi mümkün. Yani bu şekilde az ancak internet kullanıcılarının ilgisini çeken paylaşımlar yaparak dahi son derece etkili bir SEO çalışması yapılması mümkün. Google+ hesapları kullanılırken tıpkı sosyal medya araçlarının kullanımında olduğu gibi, yapılan paylaşımla geribildirim arasındaki ilişkiye bilhassa dikkat edilmesi gerekiyor.

 

Google+ Topluluklarının Önemi google-plus-hashtag

Bütün bunların dışında yeni algoritma kullanıcıların Google Plus hesaplarını aktif bir şekilde kullanmasını isterken, bu da sadece paylaşım yapmak olarak tanımlamıyor. Kullanıcının hangi Google+ topluluklarına üye olduğunu ve bu topluluklarda tabiri caizse sazı ne derece eline aldığına bakan algoritma, kullanıcıların Google+ topluluklarındaki tartışmalarda faal bir şekilde rol almasını da talep ediyor. Farklı topluluklardaki üye sorularını içtenlikle yanıtlayan kullanıcılar zaten diğer üyelere yardımcı olduğu için yine dönüp dolaşıp +1 alacağından, aslında Google+ topluluklarına biraz dahi olsa zaman ayrılması son derece yararlı olacaktır. Topluluk üyelerinin sorularına açıklayıcı ve yararlı olmayı hedefleyerek cevap veren kullanıcıların cevapları diğer kullanıcılar tarafından paylaşılacak, bu sayede sadece sitenin linklerini paylaşarak +1 peşinde koşmakla uğraşılması da gerekmeyecek. Özellikle sürekli link paylaşımı yapmadan mümkün olduğunca +1 toplamanın ve bu sayede organik bir SEO çalışması yapmanın peşinde olanların, Google+ topluluklarında etkin olmaya çalışmasında çok büyük fayda var. Ayrıca bu topluluklarda SEO ya da herhangi bir konuda merak edilen konularda sorular sorulabilir ve bu sayede de hatırı sayılır miktarda +1 elde edilebilir. Bu açıklamaya örnek olması açısından paragrafın başına koyduğum görselle, kendi Google+ hesabımla üye olduğum bir toplulukta sorduğum sorunun kısa bir süre içinde nasıl +1 toplandığına dikkat çekmek istiyorum. Yani sadece Google+ topluluklarında üyelerin sorularına yanıt vermeye odaklanmadan üyelerin ilgisini çekebilme potansiyeline sahip, güncel konularla ilgili yöneltilen sorularla da +1 toplamak mümkün. Özellikle paragraf başındaki görselde de görüldüğü gibi, yönelttiğiniz bir soru dahi olsa Hashtag kullanmaya da dikkat etmenizi tavsiye ediyorum. Google+ hesaplarında yapılan paylaşımlar, yöneltilen sorular ya da verilen cevaplarda Hashtag kullanımı daha fazla ilgi çekmenizi ve dolayısı ile daha fazla +1 toplama şansına sahip olmanızı sağlayacaktır.

google-penguen-güncellemesi

Google Güncellemesi Neleri Değiştirdi?

google-penguen-güncellemesiKısa süre içinde dünya genelinde devreye giren Google’ın yeni algoritmasının artık Google üzerinden yapılan küresel aramaların %90’ında görev başında olduğu açıklandı. Geleceğin SEO dünyasını bugünden şekillendirmek üzere oldukça köklü bir değişimin habercisi olan bu Penguen 2.1 güncellenmesi, Google’ın 15. doğum gününe istinaden Hummingbird ismiyle lanse edildi. Google kullanıcılarının mobil teknoloji sayesinde arama motoru üzerinden yaptığı sorgularda ses kullanması, sosyal medya etkinliğinin artması ve bilhassa markanın Google Plus kullanımını teşvik etmesiyle birlikte SEO adına yapılan çalışmaların da rotası değişti. Dijital pazarlama stratejilerini oluştururken de farklı bir zihniyet takınılmasını gerektiren bu algoritma değişimi, “kaliteli içerik ve güvenilir içerik sağlayıcısı” tanımlarının da değişmesi anlamına geliyor. Kısa süre içinde tüm Google sorgularının değişmesine ve birçok web sitesinin onlarca sayfa düşmesine veya çıkmasına neden olan algoritma güncellemesi, birçok webmasterda da kısa süreli bir paniğe sebep oldu. Şuan için hala genel olarak kimse hangi alanların Google sıralamalarına yüzde olarak nasıl bir etkide bulunduğunu söylemiyor olmasına rağmen açıklamaların ardından geleceğin SEO dünyasında nelere dikkat edilmesi gerektiği de ortaya çıkmaya başladı.

 

Şematik Aramalarla Daha Tutarlı Sonuçlar

google-aramaYapılan araştırmaların ardından Google artık kısa aram terimleri kullanarak doğrudan istenen içeriğe ulaşılmasını sağlayan anahtar kelime (keyword) mantığında köklü değişimlere gitti. Dünya genelindeki Google kullanıcılarının birkaç kelimeyle arama yapmayı tercih etmesi durumunda tatmin edici içeriğe ulaşamadığını ve arama motoruna geri dönerek bu kez daha uzun terimlerle yeniden arama yaptığını fark eden Google, algoritmasının da daha kompleks sorguları tanımlayabilecek ve tutarlı yanıtlar sunabilecek hale dönüşmesini sağladı. Bu doğrultuda yeni algoritmayı kullanan Google kullanıcılarına; ne kadar kaliteli içeriğe ulaşmak istiyorlarsa o kadar kompleks arama terimleri kullanmaları tavsiye ediliyor. Yani yeni algoritma arama sonuçlarının iyileştirilmesinde, yapılan aramanın kompleks bir yapıya sahip olup olmamasına bakıyor. Tüm bu değişimin SEO ve dijital pazarlama stratejilerini ilgilendiren bölümü ise geçmişte çok düşük arama potansiyeline sahip olduğu için önemsenmeyen uzun kuyruklu anahtar kelimelerin (Long Tail Keywords) artık çok ama çok önemli olduğu. Google kullanıcıları daha kompleks arama terimleri kullanarak daha da kaliteli içeriğe ulaşabileceğinden, kısa bir süre içinde Google kullanıcılarının da arama alışkanlıklarında köklü değişimler olacak. Günümüz itibarıyla zaten pek çok kullanıcı aramalarında istediği içeriğe ulaşamadığından dert yanmakta, bu sorunlarla karşılaşmak istemeyenlerin bir ya da iki kelimelik terimlerden ziyade daha kompleks arama terimlerini kullanması gerekecek.

 

Konum Odaklı Arama Sonuçları

google-haritaYeni algoritmanın arama sonuçlarını iyileştirmek için başvurduğu temel referanslardan biri de, Google kullanıcısının bulunduğu konum. Zira Google tarafından uzun zamandır yapılan analizlerde, kullanıcıların oldukça büyük bir bölümünün arama motorunu direk muhatap alarak “soru ifadeleriyle” arama yaptığı görüldü. İnternet kullanıcıları Google Arama Motoruna yönelttiği sorularla bireysel ve ticari ihtiyaçlarını karşılamak üzere ideal alternatiflere ulaşmak istiyor. Bu sebeple yeni algoritma hazırlanırken Google, kullanıcının arama motoruna yönelttiği soruya ideal cevabın ancak kişinin bulunduğu konumu da referans alarak sunulabileceğini fark etti. Dolayısı ile artık kullanıcılar Google’a birkaç kelime ile “İstanbul sinema salonu” yazmak yerine; “İstanbul’daki en yakın sineme salonu nerede/hangisi?” şeklinde doğrudan soru cümleleri yöneltecek ve algoritma da daha kompleks yapıları algılayabildiğinde kişinin konumuna göre sonuç sunabilecek. Aynı sorgusu il ifade kullanmadan “En yakın sinema salonu nerede?” şeklinde yönelten iki farklı şehir sakininin karşılaştığı sonuçlar da birbirinden tamamen farklı olacak. SEO çalışmalarıyla hizmet verdiği çevredeki potansiyel müşteri kitlesine doğrudan ulaşmak isteyen firmaların da tüm bu arama alışkanlarına cevap verebilecek şekilde bir strateji geliştirmesi gerekecek.

 

Geleceğin İnterneti Mobil Teknolojiyle Şekillenecek

mobil-internet-googleGoogle üzerinden yapılan aramalarda mobil cihaz kullanıcılarının sayısı her yıl daha da artarken, söz konusu restoran ya da sinema gibi etkinlik mekanları olduğunda bu oranın %50’yi aştığı görülüyor. Mobil teknolojinin açık ara lideri konumunda olan Apple’ın tüm kullanıcılar tarafından beğeniyle kullanılan uygulaması Siri sayesinde Google aramalarını sesli olarak yapanların sayısı da katlanarak artmakta. İnsanların Google Arama Motorunu yazarak kullanması ile tüm sorgularını günlük dili kullanarak yapması arasında ise tartışmaya dahi gerek olmayacak kadar büyük bir fark bulunuyor. Günlük dilin esnek kullanımı ve rahatlığı sayesinde artık Google kullanıcıları çok daha kompleks sorgular yapabiliyor. Zaten bu algoritma güncellemesine gidilmesinin de temel amaçlarından biri, sesli aramalarla yapılan sorguların günden güne daha da karmaşık hale gelmesi. Google’ın yeni algoritma güncellemesi sonrasında daha kompleks arama terimlerine daha da tutarlı sonuçlar sunmayı vaat etmesinin altında yatan en önemli neden olan arama motorunun konuşma diliyle kullanılması, özellikle Google Glass kullanımının yaygınlaşması ile daha da ön plana çıkacak. Şimdiden teknoloji meraklılarının dört gözle beklediği Google Glass’ın birincil arayüzünü oluşturan sesli komut algılama sistemleri, Glass kullanıcılarının da bütün sorgularını kendi sesiyle “dilediği gibi” yapmasına imkan tanıyacak. Bu algoritma güncellemesi, yakın gelecekte dünya üzerindeki yüzlerce dilde birbirinden çok farklı Google sorguları yapılmasına olanak sağlayacak olan Google Glass için temel bir altyapı oluşturulmasına yönelik ilk adım. Yani yakın gelecekte Google Glass da dahil olmak üzere tüm mobil cihaz kullanıcılarının sesli aramalarını esas alan pek çok algoritma güncellemesi olacak. Bu şekilde Google kullanım alışkanlıklarının kökten değişmesi, anahtar kelime odaklı yapılan SEO çalışmalarında da hedef müşteri kesiminin çok daha yakından incelenmesi gerektiğini gösteriyor. Google kullanıcılarının hangi kompleks arama terimlerini, hangi içeriğe ulaşmak için kullandığını kısa süre içinde kavrayabilen web siteleri yeni algoritmada da kendine üst sıralarda yer bulabilecek.

 

 

Google Plus ve Sosyal Medya Araçları

google-plusGoogle algoritma güncellemesi ile birlikte kullanıcılarına daha kompleks arama terimleriyle daha da tutarlı sonuçlara ulaşmayı vaat ederken, algoritmanın referans olarak aldığı temel kriterlerin en önemlilerinden biri de Google Plus hesapları oluyor. En baştan belirtildiği üzere yeni algoritmanın kaliteli içerik ve güvenilir içerik sağlayıcısı algısında büyük değişimler var. Bu doğrultuda kaliteli içeriğin ve güvenilir içerik sağlayıcının belirlenmesinde de birkaç tane referans noktası değil, onlarca farklı unsur dikkate alınıyor. Bu unsurların en önemlilerinden biri de, markanın kendi ismini koyarak ne derece iddialı olduğunu ilk günden gösterdiği Google+ oluyor. Ülkemizde hala bazı kullanıcıların ısınamadığı, çoğu insanın da bir hesabının dahi olmadığı Google+ hesaplarının etkili bir şekilde yönetilmesi; arama sonuçlarında da yükseklerde yer bulunmasıyla eşanlamlı hale geldi. Zira Google bizzat yeni algoritmanın arama sonuçlarını iyileştirmek için içerik sağlayıcıların Google+ profillerine başvurduğunu belirtti. Google+ hesaplarının etkili bir şekilde yönetilmesi algoritma için içeriğin kaliteli ve içerik sağlayıcının da güvenilir olduğu manasına geldiğinden, şuana dek hesabıyla ilgilenmeyenlerin ve bir Google Plus hesabı olmayanların elini çabuk tutması gerekiyor. Google+ hesaplarının etkili yönetiminden kast edilen ise kesinlikle yalnızca link paylaşımı yapmak değil. Yapılan paylaşımlara mutlaka pozitif geribildirim (feedback) alınmasını isteyen algoritma, sürekli paylaşım yapan ancak paylaşımları kullanıcıların ilgisini çekmeyen sitelere ceza dahi kesebiliyor. Aynı durum sosyal medya araçlarının etkin biçimde kullanılmasında da birebir olarak geçerli… Youtube, Facebook, Twitter başta olmak üzere sosyal medya hesaplarıyla ilişkilendirilen web sitelerinin durmaksızın paylaşım yapması halinde eşdeğer oranda pozitif geribildirim olması istenmekte. Google+ hesapları ve sosyal medya araçları üzerinden paylaşılan içeriğin ne kadar beğenildiği, hakkında yapılan yorumlar, kullanıcıların bu içeriği kendi sosyal çevresine ulaştırmak için ne derece paylaşım yaptığı gibi konular artık SEO açısından görmezden gelinemeyecek kadar önemli unsurlara dönüşüyor.

content is king

Penguen 2.1 Güncellemesi ve İçeriğin Önemi

İnternet dünyasında taşları yerinden oynatan ve hala pek çok webmasterın çözmek için kafa patlattığı yeni Google Penguen 2.1 güncellemesi, bugüne kadar klişe haline gelen SEO anlayışını tamamen olmasa bile büyük bir değişime zorluyor. Google’ın geleceği düşünerek köklü bir değişim sürecini başlattığı yeni nesil algoritması, arama motoru üzerinden yapılan sorgularda referans alınan pek çok noktayı ve pek çoğunun da sahip olduğu önemin derecesini değiştirdi. İçerik  kalitesinin hala çok fazla önemli olduğu yeni algoritmada farklı olarak, “kaliteli içeriğin tanımı” değişmiş durumda. İçerik yayıncısının dijital dünyadaki güvenilirliğinin ve internet kaynaklarını verimli bir biçimde kullanabilmesinin öneminin katlanarak arttığı Penguen güncellemesinde ayrıca Google Plus hesaplarının başarılı bir şekilde yönetilmesi de adeta bir zorunluluğa dönüşüyor. Yeni Google algoritmasının arama motoru sıralamalarında hangi konularda kesin olarak ne derece etkili olduğunu şuan için kimsenin söylemesi mümkün gibi görünmese de, genel hatları ile nelerin değiştiğine birlikte göz atalım.

Google Plus Hesaplarının Doğru Yönetimi

Google+Çoğu internet kullanıcısının hala bir hesabı olmadığı ve hesabı olan pek çok insanın da aktif olmadığı Google+, yeni algoritma değişikliği ile “güvenilir içerik sağlayıcısı” kimliğine sahip olmak isteyenlerin en büyük silahı haline dönüşüyor. Zira dijital dünyanın bir numarası Google Plus markasından kolayca vazgeçmeyeceğinin sinyallerini zaten çok önceleri vermişti ve bu yeni güncellemeyle de sıralamalarda Google+ hesaplarının doğru şekilde yönetilmesinin etkisini arttırdı. Google tarafından düzenlenen “Sosyal Medya Haftası” etkinliğinde marka bizzat Google Plus hesaplarının arama motoru üzerinden yapılan sorguları iyileştirmede ciddi etki sağlayacağını belirtmişti. Nitekim artık “kaliteli içerik” dendiği zaman sadece içeriğin titizlikle hazırlanması ya da imla hatalarına yer verilmemesi gibi hususlar değil, yayınlanan içeriğin Google+ hesabı üzerinden ne şekilde yönetildiği de önem kazanıyor. İçerik yayıncısı tüzel ya da gerçek kişinin Google Plus gruplarındaki etkinliği, sorulan sorulara verdiği “açıklayıcı” cevaplar, yayınlarının kaç kişi tarafından +1’lendiği, kişinin başkalarının yayınlarını +1’leyerek başkalarına ulaştırması, yorumlar ve tartışmalar gibi pek çok Google+ aktivitesi artık arama sonuçlarını doğrudan etkiliyor. Google SEO açısından da büyük yardımı dokunacak olan Google+, yeni algoritma için kaliteli içerik üreticilerini belirlemede büyük bir role sahip.

İçeriğin Yararlı Olması

content-is-kingYeni algoritma ile SEO çalışmalarını ilgilendiren yeni kavramlardan biri de, “otorite” olan içerik yayıncıları. Google artık yayınlanan herhangi bir içeriğin kim tarafından yazıldığıyla ve bu kişinin de ilgili konu hakkında ne derece bilgili olduğuyla yakından ilgileniyor. Bu doğrultuda kişinin sosyal medya araçlarını etkin bir şekilde kullanımı yeni algoritma için güvenilir bir içerik yayıncısı olma açısından önem kazanmakta. Yararlı içerik yayıncılarının eninde sonunda sosyal medyada kendisine önemli bir takipçi kesimi bulacağını düşünen Google, güncellediği Penguen algoritmasıyla birlikte yararlı içerik tanımını sosyal medya etkileşimiyle ilişkilendiriyor. Ancak bu aşamada muhakkak dikkat edilmesi gerekense, kendi kendine paylaşım yaparak sosyal medya yönetimini yapmaya çalışanların sitelerinin Google sıralamasında ciddi bir düşüş yaşamasına bizzat yardımcı olabileceği. Zira yeni algoritma sosyal medya araçlarının kullanımından da önce yapılan link paylaşımlarının internet kullanıcılar tarafından ne derece ilgi gördüğüyle ilgileniyor. Sürekli olarak Facebook, Twitter, Pinterest, LinkedIn ve diğer ağlarda paylaşım yapmasına karşın içeriklerinin kimse tarafından tartışılmadığı, beğenilmediği ya da paylaşılmadığı web sitelerine yeni algoritma tarafından ceza kesilebiliyor. Aynı durum söz konusu Google+ olduğunda da farklı değil. Sürekli olarak link paylaşımı yapan ve diğer sitelerden de link alanların da söz konusu etkin SEO çalışması yürütmek olduğunda bilhassa dikkat etmesi gerekiyor. Bu tür yanlış uygulamalar neticesinde internet kullanıcılarının ilgilenmediği içerikleri durmaksızın servis eden web sitelerinin Google sorgularında ciddi düşüşler yaşaması olası.

Mobil İnternet Gelecek Demek

Google üzerinden yapılan aramalarda artık söz konusu sosyal etkileşim mekanları, restoranlar, tiyatro ve sinema salonları, konserler ve diğer etkinlikler olduğunda mobil cihaz kullanıcıları ilk sırada yer alıyor. Öyle ki, bazı konularda Google’a danışanlarında neredeyse %60’ı aramalarını mobil olarak yapıyor. Bu ilgiyi uzun süredir takip eden ve ciddi bir kara dönüştüren Google, yeni gözlük teknolojisi Google Glass ile mobil internet kullanımının daha da artacağını biliyor. Ayrıca Google Glass kullanıcıları tüm Google aramalarını sözlü olarak yapacağından, yeni algoritmayla sesli arama alışkanlıklarına yanıt verebilecek bir sisteme geçiliyor. Bunun haricinde Apple’ın popülerliği sürekli artan uygulaması Siri sayesinde Apple kullanıcılarının da Google aramalarında yazmak yerine konuşmayı tercih etmesi ve bu şekilde sesli arama yapanların sayısının her yıl biraz daha artması, Google’ın arama motoru algoritmasında dilin kompleks kullanımını algılayabilecek yeni güncellemelere gitmesine neden oldu. Google çok da uzak olmayan bir gelecekte arama motoru üzerinden yapılan sorguların %90’ına yakının sesli olarak gerçekleştirileceğini öngörüyor ve bu sebepten ötürü yeni algoritmasında da insan dilinin kompleks bir şekilde kullanımına yanıt vermeyi hedefliyor. Yazarak Google üzerinden arama yapmakla dilin kullanılması arasında dağlar kadar fark olduğundan, arama motorunun algoritmasının da bu karmaşık dil kullanımına uygun bir şekilde yapılandırılması gerekiyordu. Nitekim bu yeni güncellemede geleceğin arama motoru kullanımı düşünülerek geliştirilen dev bir projenin ilk adımı olma özelliğine sahip.

Daha Kompleks Arama Terimleri

Long-Tail-DinasaurGoogle üzerinden iki ya da en fazla üç kelimenin kullanılmasıyla yapılan aramalarla birçok internet kullanıcısının aradığı içeriğe ulaşamadığının fark edilmesi, Google’ın daha karmaşık arama terimlerinin kullanımına yönelen kullanıcılara etkin hizmet sunacak yeni bir algoritma geliştirmesini sağladı. Nitekim dünya genelini kapsayan analizlerde Google, arama motoru kullanıcılarının birkaç kelime kullanarak yaptığı sorgulardan sonrasında geçen birkaç dakika içinde ilk sıralardaki siteleri taradığını ve sonrasında arama motoruna dönerek bu kez daha fazla kelime kullanarak yeni bir arama yaptığını gördü. Bu sebepten ötürü yeni algoritmanın en büyük özelliği, kullanıcıya sunduğu içeriğin kalitesinin yapılan aramanın kompleks olmasıyla doğru orantılı olması. Yani yeni algoritmayla hedeflenen; kullanıcı ne kadar kompleks bir arama yaparsa, o derece kaliteli içeriğe ulaşması. Bunun SEO açısından göz ardı edilmemesi gereken önemiyse, geçmişte düşük arama hacimleriyle çoğu webmasterın ve site sahibinin göz ardı ettiği “Long Tail Keywords” yani uzun kuyruklu anahtar kelimelerinin gelecekte daha da ön planda olacağı. Dünyanın dört bir yanında yüzlerce farklı dilin kullanılması ve kullanıcıların da her geçen yıl kendi dilinde sesli arama yapmaya biraz daha fazla eğilim göstermesi, bu kadar fazla dilde etkin biçimde arama sonuçlarına yanıt verebilecek bir algoritmanın geliştirilmesinin oldukça uzun süreceği. Ancak bu güncellemede bu uzun sürecin ilk adımını oluşturarak, bugünden itibaren arama alışkanlıklarının değişimine uyum sağlamayı amaçlıyor.

Algoritmanın etkinliği ve bu etkinliğin hangi yüzdelerle arama sonuçlarına etki edeceğini hep birlikte görecek olsak da, ilk günden itibaren Google tarafından paylaşılan bilgiler SEO ile uzaktan yakından ilgisi olan herkese artık yepyeni bir döneme geçildiğini gösteriyor. Google Plus hesaplarının yönetiminin gelecekte daha da önem kazanacağına garanti gözüyle bakılabileceğinden, henüz hala bir Google Plus hesabı olmayanların biran önce bir tane edinmesinde ve hesabını etkin bir şekilde kullanmayan kolları sıvamasında fayda var. Ayrıca sosyal medya araçlarının geribildirim (feedback) hedefiyle doğru biçimde kullanılmaması halinde, web sitesinin geleceğin dijital dünyasında Google sorgularında üst sıralarda yer alarak geniş kitlelere hitap edebilmesinin de mümkün olmadığı görülüyor. Bunun için gerek SEO çalışmalarının gerekse de dijital pazarlama stratejilerinin odağına, mutlaka sosyal medyanın doğru şekilde yönetilmesinin yerleştirilmesi gerekmekte.